Gelen gideni aratacak mı? - 34gündem34gündem

SON DAKİKA

Gelen gideni aratacak mı?

 

Yıllardır İstanbullulara ‘illallah’ dedirten çekiciler daha önce Trafik Vakfı tarafından polisler nezaretinde işletiliyordu. İşletme kelimesini bilerek kullanıyorum, çünkü hiçbir işletmedeki görevliler, buradakiler kadar iman gücüyle çalışmadı bugüne kadar!.. Vatandaş park ettiği aracına sırtını döner dönmez bir dakika içerisinde aracı alıp götürme yeteneğine sahip bu görevliler, aynı performansı atm’ye giden, adres soran, atıştırmalık bişeyler almak için büfeye giden insanların araçlarını çekme hususunda da gösteriyorlar… Hastan vardır eczaneden ilaç alman gerekiyor, can havliyle eczaneye girip ilaçlarla geri döndüğünde, aracının içindeki hasta ile çekilmiş olduğuna şahit olursun… Ve daha nice örnekler…

Benim de bu nedenlerden dolayı defalarca aracım çekildi; çoğu zaman yasak olmayan yerlerden…

En ufak bir itirazda görevliler ‘git şikayet et’ diyorlar. Çoğu tartışmanın, gerilimin arkasında işte bu tavır var… Ama işin içinde devletin polisi olunca, devlete olan saygılarından dolayı vatandaş boynunu büküyordu. Bu durum özellikle seçim dönemlerinde belirli araçların çekilmesiyle daha çoğalmıştı. Bugüne kadar aklımda bu işlerin art niyetli bir şekilde yapıldığı ihtimali vardı. Çünkü, kendi vatandaşına bu kadar düşmanca davranan başka bir kurum tanımamıştım!..

Ve geçtiğimiz günlerde araçlar artık Trafik Vakfı tarafından çekilmeyecek haberini almıştık ki, ertesi gün Emniyet Hizmetleri Gel. ve Destekleme Derneği İktisadi İşletmesi araçları çekmeye başladı. Üzerinde basın kartı olan aracımın çekildiği günün öğleninde de İçişleri Bakanlığı genelgesi yayınlandı; “Park yasağına uymayan araçlar trafik düzenini etkilemediği hallerde parka çekilmeyecek, bu araçlara ceza yazılacak.” Araçların otoparklara çekildiği, çekilme esnasında ve otoparklarda muhafazasında, mevzuatla belirlenen usul ve esaslara uyulmadığı, bu durumun da çeşitli mağduriyetlere yol açtığı uyarısında bulunulan genelgeye rağmen araçlar hala çekiliyor…

Hem de kilometrelerce uzakta, bir başka semtteki otoparklara götürülen araçların sahipleri, aracını alabilmek için taksiye para ödüyor, cezaya ödüyor, bir de otoparka ödeme yapıyor. Bu arada araç kaldırılırken verilen maddi hasar da vatandaşa bonus oluyor!

Peki aracın alındığı yerde sorun bitmiş, yayalar ve araç trafiği rahat etmiş midir? Hayır!!! Öyleyse maddi bir külfetten ve günboyu yaşanan koşturmanın eziyetinden başka birşey kalmıyor geriye!.. Üstelik çekilen araçtan boşalan yere başka araçlar tekrar park edebiliyor. Yani bu süreç günler, aylar, yıllar boyu kısır bir döngü şeklinde sürüp gidiyor. Tabii burada haksız bir kazanç ve rant kapısı olduğunu da belirtmeden geçmeyeyim… Ayrıca bu çek – götür, al – getir döngüsü devam ederken; “Araç çekmenin sonu yok, otopark yapalım milleti de bu eziyetten kurtaralım” düşüncesi hiçbir yetkilinin aklına düşmüyor mu, meraklardayım…

Çözüm noktası tam olarak neresi; il belediyesi mi, ilçe belediyeleri mi, İSPARK mı, Trafik yada Emniyet Vakfı mı? Bu konu ile ilgili gerekirse yukarıda saydığım tüm birimler ortak bir kriz masası oluşturarak, bir türlü çözülemeyen bu soruna kalıcı çözümler üretmeliler.. Bir süre önce bizzat yaşadığım aracımın çekilme hadisesini kısaca anlatayım…
Eşimle birlikte muayenehanesi Beyoğlu’nda olan doktora gittik. Aracımızı park yasağı olmayan muayenehanenin önündeki park yerine çektik. Esnaflara da, ‘burada araç çekiliyor mu?’ diye sorduk, ‘burada bugüne kadar hiç araç çekilmedi’ yanıtını aldığımızdan, aracımızı kilitleyip doktorun yolunu tuttuk. Üstelik vakit akşam vakti, saatler 20:00… Ancak çıkışta aracımızı yerinde göremedik. Etrafa sorduğumuzda, ‘çekici biraz önce aracınızı çekti’ dediler. Sonrasında aracın Kasımpaşa’da bir otoparka götürüldüğünü öğrendik. Taksi ile gittiğimiz otoparkta aracın çekiciden henüz indirildiğini gördük. Aracımızın yasaklı yerde olmadığını söylediğimiz polislere, akşamın bu saatinde aracı neden çektiklerini sorduğumuzda, söyledikleri tek şey, “abi bir kere oldu” pişmanlığında bir kaç kelime… Hatta eşim de polislere dönüp; “ben gece gündüz sizlere dua ediyorum. Sizi anneniz polis olup milletin aracını çekeseniz diye mi doğurdu.” şeklinde serzenişte bulundu.

Evet; bugüne kadar bunun gibi binlerce hadise yaşandı. İnşallah son kurban ben olurum diyeceğim ama bu devran böyle döndüğü sürece, öyle görünüyor ki bu kısır döngüden daha çok insanın canı yanacak!..

Bekir Hallaç
Bekir Hallaçisgundem@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.