Dünyanın ABD ile imtihanı « 34GÜNDEM

SON DAKİKA

Dünyanın ABD ile imtihanı

Bu haber 01 Ağustos 2018 - 12:00 'de eklendi ve 2 views kez görüntülendi.

Ve sonunda bunu da gördük!.. Yıllardır perde arkasında, kapalı kapılar ardında, beslediği türlü türlü taşeronlarla ülkemizi tehdit eden müttefikimiz, dünyanın süper gücü Amerika Birleşik Devletleri, şımarıklığını artık alenen, uluorta sergiliyor. Ortadoğu’da istediğini alamayan ABD, farklı bahanelerle ekonomimize açıkça saldırıyor.

Kendi ekonomisini rayına oturtmak, 565 milyar dolarlık cari açığını kapatmak için çeşitli senaryolar üretip, tüm müslümanları terörist olarak yaftalayan ve uydurduğu yalanlarla yıllardır İslam Alemi’nin ve dolayısıyla da tüm dünyanın üzerine bir kabus gibi çöken ABD belası, her geçen gün biraz daha batmakta ve Allah’ın izniyle de 2030-2040 yıllarında ekonomik olarak tamamen batıp, tarih sahnesindeki yerini alacaktır.

İşte size Amerika denilen canavar…

1776 yılında kurulan ABD’nin ilk vukuatı 1845 yılında Teksas Cumhuriyeti’ni kendi topraklarına katmasıydı. Bu duruma sessiz kalmayan Meksika ile savaşan ABD galip geldi ve yapılan antlaşmayla 15 milyon dolar karşılığında bir çok eyaleti topraklarına kattı. 1867’de Sovyetler Birliği (SSCB)’nden Alaska’yı satın alan, 1898’de ise Hawaii’yi işgal eden ABD bugünkü sınırlarını oluşturdu.

1. Dünya Savaşı’nın İtilaf devletleri lehine sonuçlanmasını sağlayan ABD, kendisine sanayi anlamında rakip olarak gördüğü Almanya’yı güçsüzleştirme hedefine de ulaşmıştı. 2. Dünya Savaşı’na sonradan dahil olan ABD’ye 1941’de ilk olarak Japonya, Pearl Harbor baskınını tattırmış, ardından da Nazi Almanyası saldırısıyla tanışmıştı. 3 yıl sonra Normandiya Çıkarması ile Almanya’yı yenilgiye uğratan ABD, 1945’te 3 gün arayla Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine atom bombası atarak 210 bin insanın ölümüne neden olmuştu. 2. Dünya Savaşı sonunda Almanya doğu ve batı diye ikiye ayrılmış, ABD ve SSCB dünyanın iki süper gücü olarak tarihe geçmişlerdi.

Sonrasında her alanda karşı karşıya gelen ABD ve SSCB bir çatışma yaşamamıştı ancak bu dönemdeki ilk çatışmanın adı Kuzey Kore – Güney Kore idi. ABD’nin Güney’i, SSCB’nin Kuzey’i desteklediği savaş 3 yıl sürdü ama kazanan olmadı. Sonrasında ABD NATO’yu, SSCB Varşova Paktı’nı kurdu, kutuplaşma daha da derinleşti. 1947 yılında başlayan ve iki ülke arasında yaşanan uzay ve silahlanma yarışının her gün arttığı bu soğuk savaş dönemi SSCB’nin 1991’de dağılmasıyla sona erdi.

Komünizmin yayılmasını istemeyen ABD, Kuzey ve Güney Vietnam arasında 1963 yılında başlayıp 10 yıl süren savaşa yüzbinlerce asker götürdü ve 50 bin tabutla geri döndü. 1961’de Rusya ile yakınlaşan Küba’dan korktu ve Domuzlar Körfezi Operasyonu ile Fidel Castro’yu devirmek istedi, ancak başaramadı. 1973’te Şili’nin komünist lideri Salvador Allende’yi devirdiler. ABD’nin yeni hedefi Nikaragua’nın Daniel Ortega liderliğindeki Sandinista hükümeti oldu. Yıllarca Sandinista karşıtı grupları desteklediler ama hükümeti devirmeyi başaramadılar.

Son yarım yüzyılda Kuveyt, Panama, Bosna, Pakistan, Libya’ya küçük çaplı askeri harekat düzenleyen ABD, İran ile Irak’ı birbirine düşürüp yıllarca savaştırdı ve her iki tarafa da tonlarca silah sattı. 1990-91’de Irak’ı Kuveyt’i işgal etmesi için fişledi ve işgalin ardından bu kez de kayıtsız kalamayız diyerek Irak’a müdahale etti ve Kuveyt’ten çıkardı. 90’ların ortasına doğru Balkanlar’daki karışıklığa NATO eliyle müdahale ederek, Yugoslavya’nın parçalanmasına ve etnik çatışma ortamı oluşmasına sebep oldular.  Ve 2001’de senaryosunu yazıp yönettiği Dünya Ticaret Merkezi saldırısının ‘planlayıcısı, azmettiricisi El Kaide’ deyip Afganistan’ı, 2003’te de ‘kitle imha silahı sahibi oldular’ deyip Irak’ı işgal etti.

Dünyanın en zor coğrafyasındayız; Ortadoğu…

Yıllardır Ortadoğu’da ülkeleri birbirine düşürüp silah satan ABD, perde arkasındaki İngiltere’nin işlediği planları Haçlı Seferleri çatısı altında tek tek gerçekleştirerek dünya üzerindeki emperyalist koşusunu sürdürüyor.

Bugün de Suriye coğrafyasında kendi kurduğu Işid örgütünün işgal ettiği toprakları temizlemek adına sahaya PKK’nın kardeşi YPG’yi süren ABD, bu sayede sınırlarımızın hemen altında, İran’dan başlayıp Irak ve Suriye’den kopardığı toprakları birleştirerek Akdeniz’e doğru uzanan kendi menfaatlerine hizmet edecek bir Kürt devleti kurmak istiyor. ABD’nin yarım yüzyıldır ülkemiz üzerinde gerçekleştirdiği darbelerin sonuncusu olan 15 Temmuz’daki girişimi de bu yeni ülkenin kuruluşunun ilanı olacaktı. Ancak başaramadılar ve ülkemiz hızlıca toparlanıp önce FIRAT KALKANI, ardından da ZEYTİN DALI operasyonu ve bize devredilen İdlib Çatışmasızlık Bölgesi ile ABD’nin planlarını da, taşeronlarını da bu coğrafyaya gömdü. İşte bugün ülkemizde yaşananlara tiyatro diyenlerin gözüne gözüne sokulası tüm bu gelişmeler, ABD’nin gelecekteki çıkarları ve yeni bir devletin kurulması ile alakalıydı.

Amerika’nın arkasındaki güç; Yahudi Sermayesi

Zenginleşen Avrupa’da sermayeye egemen iki isim her daim varoldu. Kendi aralarında anlaşarak finans ekonomisine Rockefeller, reel ekonomiye yani üretime ise Rothschild hakim oldu. Yani dünya üzerindeki tekelin ve sömürünün kaynağı bu iki Yahudi sermayesidir. Bugün Çin, arkasına aldığı bu sermaye ile makro ekonomi sorununu çözmüş ve güçlü devlet olmuştur. Aç, sefil bir şekilde üreten Çin halkı sermaye tarafından sömürülmektedir. Tıpkı Afrika gibi, Ortadoğu ülkeleri gibi. (Süleyman Karagülle’nin ‘ABD zor durumda’ başlıklı makalesini mutlaka okuyun.)

İşte biz de tam olarak yıllarca bunu yaşadık ve bugün bunu kırmak adına ülkemizin siyasetine yön veren AK Parti Genel Başkanı ve Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile attığımız adımlar bu sermayeyi korkutuyor. Onların istediği Türkiye, her alanda dışa bağımlı olan bir Türkiye… Bizim istediğimiz Türkiye ise kalkınma ve sanayileşme planlamasını yapıp uygulamaya geçmiş ve özellikle enerjide dışa bağımlılığını azaltmış bir Türkiye… Dışa bağımlılığımız azaldıkça cari açık dengelenecek, ekonomimiz toprağa daha fazla kök salacak ve rüzgar hangi yönden eserse essin, alacağı ancak ve sadece üzerindeki tozlar olacaktır.

Ülkemize ve geleceğimize sahip çıkmak adına, siyasi irade olarak siyasi idarenin arkasında dimdik durmalı, krizin dediğini değil krize inat yaşamalı ve yaşatmalıyız…

Ve son cümle…

Bu yıl 6. kez düzenleyeceğimiz Sarıçiçek Yayla Festivali’ne sizleri de bekliyorum ve bu vesile ile Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum…

Hoşçakalın…

34GÜNDEM-103 / AĞUSTOS 2018

Bekir Hallaç
Bekir Hallaç[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.